'İlginç Bilgiler' kategorisi için arşiv

14
Apr
07

Kediler ikiye ayrılırmış…

Ali Işıngör (linux Çekirdek geliştiricisi) web-blogunda gördüğüm bir yazı… kopyalayıp yapıştırmadan kendimi alamadım. popüler kültürün kölesi oldum affet beni abi hernekadar tanımasanda :)


Cesaria Evora
Kediler ikiye ayrılırmış: Sahibini kedi sananlar ya da kendini insan sananlar…

Bizimkisi ikinci sınıftan sanırım. Penguen dergisinde Selçuk Erdem’in sayfasını dikkatle okuyan, limonlu Freşa’larımı içen, yatakta beni iten “aşağılık varlık”ın son numarası şu: Cesaria Evora dinlemeyi seviyor beyimiz! Hele hele Ausencia‘yı söylediğinde kuyruğunu keyifle bir metronom gibi aşağı-yukarı sallarken görmelisiniz eşek herifi :)

Ultra marjinal bir kedimiz var anlayacağınız…

Şeytan diyor şunu .pisi paketi yap, arkasından GPL ile eşe dosta dağıt! Hedenede hanım kızlar hödenee al fistanı hönkürdümde fedenee… Di mi Cevat Abi? Evet Benjamin!

(…)

Not: Pirimiz Deli Cevat’ın şu sözü çerçeveletilerek tüm sınıflara asılmalı: “Öffff çok sıcak, öfff çok sıcak, çıkarıcam şu saati sonunda o olacak!”

10
Apr
07

Kalp, acı çikolata sever

Yale Üniversitesi’nde yapılan araştırmaya göre siyah çikolata, kan akışını kolaylaştırıyor. Buna göre siyah çikolata atardamarlara, dolayısıyla kalbe iyi geliyor. Araştırma sonucunda flavonoid açısından zengin bitter çikolatanın kan akışını düzenlenmesine yardımcı olduğu ortaya çıktı. Dr. Valentine Yanchou Njike, “Sağlıklı bireyler üzerinde yapılan çalışma, siyah çikolatanın damarların fonksiyonunu geliştirdiğini gösterdi” dedi. Araştırmacılar siyah çikolata, şarap, yeşil çay, meyve ve sebzeler gibi flavonoid açısından zengin gıdaların tüketiminin kalp hastalıklarıyla mücadelede yardımcı olduğunu açıkladı.

10
Apr
07

Kadınla uyumak erkeğe zarar veriyor

 

New Scientist dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, geceyi aynı yatakta geçiren çiftlerden erkeğin uykusu alt üst oluyor ve bu durum ertesi gün akli yeteneğini zayıflatıyor. Kadın ise uykusu daha derin olduğundan, yatağı paylaştığı erkek gibi olumsuz etkilenmiyor. Araştırmada 20′li yaşlardaki çocuksuz çiftleri inceleyen Viyana Üniversitesinden Profesör Gerhard Kloesch ve arkadaşları, her çiftten 10 gece birlikte, 10 gece ayrı uyumalarını istediler ve sonuçları kıyasladılar.
Erkekler rahatsız ve huzursuz uyuyorlar
Ertesi gün çiftlerden bazı kavramsal testlere yanıt vermesini isteyen ve stres hormonu seviyesini kontrol eden araştırmacılar, erkeklerin gece yanındaki kadından daha iyi uyuduğunu söyleseler de, testlerde en kötü dereceyi yaptıklarını, sonuçların aslında rahatsız ve huzursuz uyuduklarını gösterdiğini belirlediler.
Avusturyalı bilim insanları, kadınınsa daha derin bir uyku çektiği için erkek gibi olumsuz etkilenmediğini saptadılar. Araştırmayı değerlendiren İngiltere’nin Surrey Üniversitesinden uyku uzmanı Dr. Neil Stanley, “İnsanın tarihini düşünürsek, aslında aynı yatakta uyumamamız gerekir. Bunu yapmak acayip bir şey. Gürültü çıkaran birisiyle aynı yatakta uyumak ve yorgan için sürekli mücadele etmek pek akla uygun değil” diye konuştu.

06
Apr
07

GENÇLER ARASINDA KENDİ KENDİNE ZARAR VERME DAVRANIŞI GİDEREK YAYGINLAŞIYOR

Amerika’da yapılan bir araştırma üniversite öğrencilerinin %17’sinin kendini jiletleme, yakma, oyma ya da diğer yollarla kendine zarar verme gibi davranışlar sergilediklerini ortaya koymuş. Bugüne değin kendi kendine zarar davranışı üzerine Amerika’da yapılan en büyük araştırma olduğu belirtilen araştırmaya Cornell ve Princeton üniversiteleri imza atmış. Bulguların yalnızca Amerika ile sınırlı kalmadığının altını çizen araştırmacılar, Kanada ve İngiltere’de yürütülen çalışmaların da benzer sonuçlar verdiğine ve gençler arasında hızla artan kendine zarar verme davranışının ciddiyetine dikkat çekiyorlar.

Kendi kendine zarar verme, bilimsel bir terim olarak ortada intihara dair herhangi bir eğilim yokken kişinin kendi bedenini hırpalayıcı davranışlar sergilemesi olarak tanımlamıyor. Bu davranışların içine saç ya da deriyi çekme, yarma, kemikleri kırma, kendini ısırma girebiliyor.

Araştırmacılar günümüz gençliğinin geçmiş kuşaklara göre stres uyaranlarına daha açık olduklarını ve başa çıkma stratejilerinin zayıf olduğunu söylüyor.

Araştırmanın detaylarına gelecek olursak, kızların erkeklere göre kendine zarar verme davranışını daha çok gösterdikleri ve Asya kökenli katılımcıların böylesi davranışlarda daha az bulundukları bulunmuş. Bir de biseksüelliğin, kendine zarar verme davranışıyla ilişkili olduğu ortaya konmuş. Cinsel kimliğinin fazlaca sorgulayan gençler kendilerine daha çok zarar verme eğilimindeymişler. Gerek kız gerekse erkeklerde en sık görülen yöntemin ise yaralı bölgeyi kaşıma / kazıma, kesme ve delme olduğu açığa çıkarılmış.

Araştırmacılar sürekli olarak kendine zarar verme davranışı sergileyen gençlere dair bir takım tespitlerde de bulunuyor:

•  Diğer yaşıtlarına göre intihar girişiminde bulunmuş olma yüzdeleri 6 kat daha fazla,
•  3.5 kat daha fazla duygu istismarı rapor ediyorlar,
•  Geçmişlerinde psikolojik bir sıkıntı dönemi geçirmiş olma olasılıkları 3 kat daha fazla,
•  İki kat daha fazla yeme bozukluğu sergiliyorlar.

06
Apr
07

AMAZON’DA SAYILARIN OLMADIĞI BİR YAŞAM

“Kavramlar, ifadeleri için kullanılan sözcüklerden bağımsız olarak var olabilirler mi?” Uzun yıllar filozof ve dil bilimcilerin zihnini meşgul eden bu soru, Columbia Üniversitesi’nden Peter Gordon tarafından başka bir boyuta taşınmış gibi görünüyor. Matematiksel kavramlar üzerine araştırmalar yapan Gordon, Amazon ormanlarında yaşayan küçük bir kabilede “2″ sayısından sonra gelen hiçbir sayının konuşma dilinde karşılık bulmadığını keşfetmiş. Gordon, sayılar dilde karşılık bulmadığı sürece sayısal miktarların algılanamayacağına parmak basmış.

Piraha adı verilen 200 kişilik söz konusu avcı-toplayıcı kabile, Amazon’da bir kasabada yaşıyor. Küçük bir sosyal yapı sergileyen kabile henüz sanatla tanışmamış. Para yerine ise takas usulü kullanılıyor. Yalnızca 10 adet sesli ve sessiz sözcük barındıran dilleri, dünyanın en kısıtlı ve kısır dillerinden biri.

Gordon, yaptığı çalışmalar sırasında kabile üyelerinin en basit testlerde bile başarısız olduklarını gözlemlemiş. Örneğin, bir masa üzerine 10 adet çubuk sıralayıp aşağıya bu çubuklara eş çubuklar sıralamalarını istediğinde, 2 ya da 3. çubuktan sonra kabile üyelerinin zorlandıklarını görmüş. Bunun yanı sıra, boş kâğıtlara çizilmiş çizgilere bakarak aynılarını çizmeleri istendiğinde kabile üyeleri bu testte de başarısızlığa uğramış.

Her ne kadar kimi dil bilimciler insanların sayıları içsel olarak doğuştan duyumsayabildiklerini var saysalar da Gordon kendi bulgularının bu düşünceyle çeliştiğine parmak basıyor. Piraha kavmindeki bireylerin 3′ten sonraki sayıları algılayamadıklarını belirten Gordon, bunu kullandıkları dilde bu sayılara karşılık gelen sözcüklerin noksanlığıyla bağdaştırıyor.

Gordon, bu bulgularının dil bilimci Benjamin Lee Whorf’un kuramıyla uyum içerisinde olduğunu belirtiyor. Whorf’un kuramına göre dil ile düşünce birbiriyle karşılıklı etkileşim içerisinde. Diğer bir deyişle dil, düşünme tarzımız üzerine yoğun etkide bulunuyor (Daha detaylı bilgi için bkz. Dil ve Düşünce). Dolayısıyla bu kavim için konuşacak olursak, eğer ki sayıların dilde karşılıkları bulunmuyorsa, sayısal değerleri algı da gelişmemiş oluyor.

05
Apr
07

Piramitlerin sırrı Çözüldü

 

Piramitlerin en büyüğü olan “Keops” piramidi üzerinde 8 yıldır çalışan Houdin, yarattığı üçboyutlu bilgisayar modeliyle yüzyıllardır akıllara takılan soruyu yanıtladı.

Houdin’in teorisine göre, 4 bin 500 yıl önce inşa edilen ve her biri 2.5 ton olan 3 milyon taş bloktan oluşan piramit, aşamalı olarak kurulan iki rampa sayesinde yapıldı. İlk etapta 43 metrelik bir dış rampa kullanan Mısırlılar, ardından 136 metrelik spiral şekilli bir iç rampayla inşaatı tamamladı. Houdin’in, internette www.3ds.com/khufu adresindeki bilgisayar modeli sayesinde, piramitleri uzaylıların yaptığına dair komplo teorileri de tarihe karıştı.

04
Apr
07

Bilim Açısından Vampirlik

California Devlet Üniversitesi araştırmacılarından kimya profesörü Wayne Tikkanen’in yaptığı araştırmaya göre vampirliğin asıl sebebinin Porfiria hastalığı olduğu tespit edilmiştir. 1700’lü yıllarda hastalık hakkında bilgisi olmayan Avrupalılar, hastaları vampir olarak niteleyerek lanetlemekteydiler. Bir çeşit kan zehirlenmesi olan Porfirya hastalığının ilerlemesiyle derinin kızılötesi ışınlara karşı zayıfladığı ve bu nedenle karardığını açıklayan Tikkanen, “Hastada anormal kıllanma görülür. Dudaklar kuruyup çekildiği için dişler ortaya çıkar. Hasta çok acı çeker. Sonunda çıldırır.” diyerek hastalığı açıklamıştır. Bu hastaların derilerinin hassaslığı nedeniyle sadece geceleri çıkabildiklerini ve tedavi amacıylada hayvan kanı içtiklerini belirten Tikkanen “Hikayelerde vampirlerin neden gece dışarı çıkıp kan içtiklerinin yanıtı işte bu.” demiştir.

04
Apr
07

Zamanda Yolculuk

Zamanın doğası henüz tam anlaşılamadığından, zamanda yolculuk şimdilik bilim kurgunun egemenliğindedir.Bu konudaki temel veriler şunlardır:

Zamanda İleri Yolculuk Mümkündür.
  • Hepimiz için ortak zaman ileri doğru akmaktadır.
  • Einstein fiziğine göre, bir cisim hızlandıkça, zamanı genişler.

Zaman genişlemesi, cisim için zamanın daha yavaş akmasıdır. Cisim hızlandıkça zamanda ileri gitmektedir. Örnek vermek gerekirse; İkiz kardeşlerden biri ışık hızına yaklaşabilen bir roketle yolculuğa çıkıp geri döndüğünde, Dünyada bıraktığı kardeşini kendinden daha yaşlı bulur.

Zamanda Geriye Yolculuk Mümkün mü?
  • Bunu günümüz fiziği tam olarak çözememiştir.
  • Zamanın doğrusal olmadığı, ve hatta farklı boyutları olduğu ileri sürülmektedir.

Yani ileri, geri’nin dışında sağa, sola, yukarı aşağı gibi zaman yönleri ve paralel uzay zamanların da varlığı olası görülmektedir.

Bazı fizikçiler olay dağılımlarının çok yönlü olduğunu ve bugün oluşan bir şeyin geçmişi değiştirebileceğini iddia etmektedirler.

Ayrıca zamanda geriye doğru yapılacak bir yolculuk zaman paradoksları oluşturabilir. Mesela geçmişe gidip, ebeveyninizin daha siz doğmadan yanlışlıkla ölmesine neden oldunuz diyelim. Biraz düşünün karmaşayı. Daha iyimser durumlarda bile zaman yolcusunun geçmiş tarihte oluşturabileceği sapmaların ortaya çıkaracağı açmazlar epey kafa karıştırıcıdır. Bu bir anlamda silah gibi de kullanılabilir.

Sonuçta, neyse ki bugünlerde zamanda geri yolculuk mümkün değildir.

03
Apr
07

Kara Delikler

Sadece 75 kilometre genişliğinde olmasına rağmen 10 adet güneş kadar maddeye sahip olan ve dönmeyen bir Kara Deliğin 600 kilometre uzaklıktan görünüşü. Eğer bu fotoğraf gerçekten 600 kilometre uzaklıktan çekilmiş olsaydı, Kara Delik tarafından yutulmamak ve aynı yükseklikte durabilmek için, Uzaygemilerinin Dünyadan kalkış yaparken harcadıkları enerjinin 400 milyon katı gerekirdi.




Popüler Yazılar

 

Kasım 2009
M T W T F S S
« Jul    
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
30  

Blog Hiti

  • 23,012 tıklama

twittirdiklerim